|

İyileşme Yolculuğunda “Gerileme”: Neden Bazen Başa Dönmüş Gibi Hissederiz?

Psikoterapi sürecine giren pek çok kişi, belirli bir noktadan sonra şu duyguyla karşılaşır: “Her şey başa dönmüş gibi.” Daha önce aşıldığı düşünülen duygular yeniden ortaya çıkar, eski hassasiyetler canlanır, kişi kendini daha kırılgan, daha savunmasız hisseder. Bu deneyim çoğu zaman bir başarısızlık gibi algılansa da, psikanalitik bakış açısından iyileşme sürecinin doğal ve hatta gerekli bir parçasıdır.

İyileşme, doğrusal bir ilerleme değildir. Ruhsal süreçler, ileri–geri hareketlerle, duraksamalarla ve tekrarlarla şekillenir. Bazen ruh, ilerleyebilmek için geriye dönmeye ihtiyaç duyar.

Psikoterapide Gerileme Ne Anlama Gelir?

Psikanalitik psikoterapide “gerileme” (regresyon), kişinin daha erken bir ruhsal düzeye geçici olarak dönmesi anlamına gelir. Bu dönüş, patolojik bir çözülme değil; çoğu zaman iyileştirici bir çabadır. Ruh, geçmişte yeterince işlenememiş, yarım kalmış ya da güvenli biçimde yaşanamamış deneyimlere yeniden temas etmek ister.

Bu temas, “orada gerçekten iyileştim mi?” sorusunun bir yansıması gibidir. Zihin ve beden, eski yaraların üstünün örtülüp örtülmediğini değil; gerçekten onarılıp onarılmadığını kontrol eder. Psikoterapi sürecinde bu yüzden kişi bazen daha çok zorlanır, daha fazla duygusal dalgalanma yaşar. Bu, geriye gidiş değil; derinleşmedir.

İyileşme Neden Dalgalı Hissedilir?

İyileşme süreci çoğu zaman düz bir çizgi gibi hayal edilir: Adım adım ilerlemek, her seans biraz daha “iyi” hissetmek beklenir. Oysa ruhsal iyileşme daha çok dalgalı bir seyir izler. Zaman zaman rahatlama ve genişleme olurken, zaman zaman daralma ve geri çekilme yaşanır.

Bu dalgalanma, ruhun kendini düzenleme biçimidir. Kişi bir miktar iyileştikten sonra, daha derindeki bir yaraya yaklaşabilecek gücü bulur. Bu noktada eski duyguların canlanması kaçınılmazdır. Psikoterapi bu süreci hızlandırmak için değil; taşıyabilmek için vardır.

Çocuklarla Yapılan Oyun Terapilerinde Regresyon

Regresyon, çocuklarla yapılan oyun terapilerinde çok daha görünür hâlde ortaya çıkar. Çocuk, kronolojik yaşından daha küçük bir dönemin davranışlarını sergileyebilir. Bebeksi sesler çıkarabilir, kelimeler yerine seslerle iletişim kurabilir, yerde yuvarlanabilir, emekleme benzeri hareketler yapabilir ya da fiziksel yakınlık ihtiyacı artabilir. Bazen oyun içinde daha ilkel, daha bedensel bir temas arayışı görülür.

Psikanalitik oyun terapisinde bu davranışlar, çocuğun “geriye düştüğü” şeklinde yorumlanmaz. Aksine, çocuk daha önce yeterince yaşanamamış bir gelişim basamağını terapi ilişkisinde yeniden kurmaya çalışmaktadır. Terapötik alan, çocuğun kaçırdığı ya da yarım kalan deneyimleri tamamlayabileceği güvenli bir zemin sunar.

Yetişkinlerde Gerilemenin Daha Sessiz Biçimleri

Yetişkinlerde regresyon genellikle daha örtük yaşanır. Daha fazla yorulma, daha çabuk incinme, daha fazla onay ihtiyacı ya da bedensel yakınmalar şeklinde kendini gösterebilir. Kişi “eskiden böyle değildim” diyerek kendine kızabilir.

Psikanalitik psikoterapide bu hâller, kişinin zayıflığı değil; cesaretidir. Çünkü ruh, ancak yeterince güvenli hissettiğinde geriye dönebilir. Terapötik ilişki, kişinin daha önce yalnız kaldığı duygularla bu kez yalnız kalmamasını sağlar.

İyileşme: Geriye Dönerek İleri Gitmek

Bazen iyileşmek, ilerlemekten çok durmayı ve geri bakmayı gerektirir. Ruh, tüm yaraların gerçekten iyileştiğinden emin olmak ister. Bu yüzden eski acılar yeniden hatırlanır, eski savunmalar çözülür, eski ihtiyaçlar görünür hâle gelir.

Psikoterapi ve psikanalitik terapi, bu geriye dönüşleri engellemek için değil; anlamlandırmak ve taşımak için vardır. İyileşme, “artık hiç zorlanmamak” değil; zorlanma anlarını daha bütünlüklü ve daha şefkatli bir yerden yaşayabilmektir.

Bazen başa dönmüş gibi hissetmek, aslında ilk kez doğru yerden başlamaktır.

İlginizi çekebilir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir