TERAPİYE BAŞLAMAK NEDEN BU KADAR ZOR?

Terapiye başlamak çoğu insan için sanıldığından daha zor bir adımdır. Bu süreç, yalnızca bir uzmana gitmekten ibaret değildir. Aynı zamanda uzun süredir bastırılan duygularla yüzleşmeyi gerektirir. İnsan zihni, acı veren deneyimleri ve rahatsız edici hisleri kendini korumak için geri planda tutmaya eğilimlidir. Bu nedenle terapi fikri, “ya baş edemezsem”, “ya kontrolümü kaybedersem” ya da “ya kendimle ilgili görmek istemediğim şeylerle karşılaşırsam” gibi korkuları tetikleyebilir. Özellikle geçmişte yaşanan zorlayıcı deneyimlerin yeniden gündeme gelme ihtimali, kişide kaçınma isteğini artırırken, değişim ihtimali bile başlı başına bir belirsizlik kaynağıdır. Çünkü değişmek, yalnızca iyi hissetmek anlamına gelmez aynı zamanda alışılmış düşünce kalıplarını, davranışları ve bazen de ilişkileri gözden geçirmeyi gerektirir. Bu da kişiye tanıdık gelen düzenin bozulacağı hissini verebilir. Ayrıca birçok insan, duygularını yıllardır bastırarak bir denge kurmuştur ve terapi bu dengenin sarsılacağı düşüncesini beraberinde getirebilir. Tüm bunlar birleştiğinde terapiye başlamak, aslında bir randevu almaktan çok daha fazlası haline gelir. Kişinin kendi iç dünyasına yöneldiği, kendini daha yakından tanımaya başladığı ve bu süreçte belirsizlikle birlikte ilerlemeyi göze aldığı cesaret gerektiren önemli bir adım olur.

Duygularla Yüzleşme Korkusu Neden Bu Kadar Güçlüdür ?

Duygularla yüzleşme korkusu, insanın kendini koruma ihtiyacından kaynaklanır. Zihnimiz, geçmişte bizi zorlayan, üzen ya da utandıran duyguları bastırarak bizi o anki acıdan uzak tutmaya çalışır. Bu aslında kısa vadede işe yarayan bir savunmadır. Çünkü kişi günlük hayatına devam edebilir. Ancak zamanla bu bastırılan duygular tamamen yok olmaz, sadece geri planda kalır. Terapi fikri ise bu duyguların tekrar ortaya çıkabileceğini hatırlattığı için korku yaratır. Kişi, o duyguları yeniden hissetmenin çok yoğun ve baş edilmesi zor olacağını düşünebilir. Bu yüzden yüzleşmek yerine kaçınmak daha güvenli gelir.

“Ya Baş Edemezsem?” Düşüncesi ve Kaçınma Davranışı

Ya baş edemezsem?” düşüncesi, terapiye başlama sürecinde en sık karşılaşılan engellerden biridir. Kişi, içinde biriken duyguların ne kadar yoğun olduğunu tam olarak bilmediği için, onlarla karşılaştığında kontrolünü kaybedeceğini düşünebilir. Bu düşünce zamanla kaygıyı artırır ve kişi kendini korumak için terapiyi ertelemeye ya da tamamen kaçınmaya başlar. Kaçınma davranışı kısa vadede rahatlatıcı gibi görünse de aslında korkunun daha da güçlenmesine neden olur. Çünkü kişi yüzleşmedikçe, zihninde o durum daha büyük ve daha zor baş edilecek bir şey gibi kalır. Böylece “baş edemem” düşüncesi pekişir ve bir döngü oluşur. Bu döngüyü kırmanın ilk adımı ise, bu düşüncenin bir gerçek değil, bir korku olduğunu fark etmektir.

Geçmişle Yüzleşmek Neden Zor Gelir?

Geçmişle yüzleşmek çoğu insan için zorlayıcıdır çünkü bu süreç, daha önce yaşanmış ve çoğu zaman bastırılmış acıların yeniden hatırlanmasını gerektirir. İnsan zihni, özellikle yoğun üzüntü, korku ya da utanç içeren anıları geri planda tutarak kişiyi korumaya çalışır. Bu nedenle geçmişe dönmek, sadece hatırlamak değil, aynı zamanda o duyguları tekrar hissetmek anlamına gelir gibi algılanır. Kişi, o dönem yaşadığı çaresizliği ya da kırılganlığı yeniden yaşayacağından endişe edebilir. Ayrıca bazı deneyimlerle yüzleşmek, kişinin kendisiyle ya da hayatındaki insanlarla ilgili düşüncelerini değiştirmesine neden olabilir ve bu da rahatsız edici bir belirsizlik yaratır. Bu yüzden birçok kişi geçmişi geride bırakmayı tercih eder. Ancak yüzleşilmediğinde bu deneyimler, farklı şekillerde bugünü etkilemeye devam edebilir.

Değişim Korkusu: İyileşmek Neden Tedirgin Eder?

İyileşmek kulağa her ne kadar olumlu gelse de değişim fikri birçok insan için düşündüğünden daha tedirgin edici olabilir. Çünkü değişmek, sadece daha iyi hissetmek değil aynı zamanda alışılmış düşünce biçimlerini, davranışları ve hatta bazı ilişkileri gözden geçirmek anlamına gelir. İnsan zihni, tanıdık olanı güvenli olarak algılar bu tanıdık durum kişi için iyi olmasa bile. Bu yüzden yeni bir düşünce tarzına geçmek ya da farklı davranmak, belirsizlik hissi yaratabilir. Ayrıca bazı insanlar için mevcut sıkıntılar bile bir tür alışkanlığa dönüşmüştür ve bu düzenin bozulması korkutucu gelebilir. Bu nedenle iyileşme süreci, sadece rahatlama değil, aynı zamanda bilinmeyene doğru bir adım atmayı da içerir ve bu da doğal olarak kaygı yaratabilir.

Terapiye İlk Adım: Korkulara Rağmen Başlamak

Terapiye ilk adımı atmak çoğu zaman cesaret ister. Çünkü bu adım, sadece bir randevu almak değil, aynı zamanda insanın kendi iç dünyasına dönmeyi kabul etmesi anlamına gelir. “Ya anlatamam?”, “Ya anlaşılmam?”, “Ya çok kötü hissedersem?” gibi düşünceler oldukça yaygındır. Ancak burada önemli olan, korkunun yok olması değil, ona rağmen adım atabilmektir. Aslında terapiye başlamak için tamamen hazır hissetmek çoğu zaman mümkün değildir. Birçok insan, hazır hissetmeden başlar ve süreç içinde yavaş yavaş açılır. İlk seanslar genellikle sanıldığı kadar zorlayıcı geçmez terapist, kişiyi bir anda derin konulara götürmek yerine onun hızına göre ilerler. Bu da sürecin güvenli ve kontrollü olduğunu gösterir. Terapi aynı zamanda kişinin yalnız olmadığını hissettiği bir alandır. Günlük hayatta paylaşmakta zorlanılan duygular, burada yargılanmadan ifade edilebilir. Zamanla kişi kendini daha iyi tanımaya başlar ve duygularıyla baş etmenin mümkün olduğunu fark eder. Çoğu zaman en zor kısım başlamaktır. Sonrası ise adım adım kolaylaşır.

İlginizi çekebilir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir