Yansıtmalı Özdeşim: Kendi Duygularımızı Neden Başkalarına Yükleriz?

“Bazen taşıyamadığımız duyguları başkasının omuzlarına bırakırız.”

İnsan zihni, zorlayıcı duygularla baş edebilmek için çeşitli savunma mekanizmaları geliştirir. Bu mekanizmalardan biri olan yansıtmalı özdeşim, kişinin kendi içinde tolere etmekte zorlandığı duygu ve düşünceleri farkında olmadan başkalarına yüklemesiyle işler. Ancak burada yalnızca bir “yansıtma” değil, karşı tarafı bu duyguyu hissetmeye ve taşımaya iten daha karmaşık bir süreç söz konusudur.

Bu mekanizma, özellikle yakın ilişkilerde, yoğun duygusal bağların olduğu alanlarda daha belirgin hâle gelir.

Yansıtma ile Yansıtmalı Özdeşim Arasındaki Fark

Yansıtma, kişinin kendi kabul edemediği özellikleri başkasında görmesiyle sınırlıdır. Yansıtmalı özdeşimde ise süreç daha etkileşimlidir. Kişi, kendi içsel duygusunu karşı tarafa aktarır ve farkında olmadan onu bu duyguyla özdeşleşmeye zorlar.

Örneğin kişi kendi öfkesini inkâr ederken, karşısındakini “çok öfkeli” olmakla suçlayabilir. Zamanla karşı taraf gerçekten öfkeli hissetmeye başlayabilir. Böylece kişi, kendi taşıyamadığı duygudan geçici olarak kurtulmuş olur; yük, ilişki içinde el değiştirmiştir.

Bu durum çoğu zaman bilinçdışıdır ve niyetli bir manipülasyon olarak yaşanmaz.

Neden Kendi Duygularımızı Taşımakta Zorlanırız?

Yansıtmalı özdeşim, genellikle erken dönem ilişkilerde öğrenilen bir baş etme biçimidir. Çocuklukta duyguların yeterince aynalanmadığı, kabul edilmediği ya da tehdit edici bulunduğu ortamlarda kişi, bazı duyguların “tehlikeli” olduğuna inanır.

Öfke, utanç, kıskançlık ya da yetersizlik hissi gibi duygular içselleştirilemediğinde, zihin bu duyguları dışarıya yerleştirerek rahatlamaya çalışır. Ancak bu rahatlama kalıcı değildir; sadece duygunun yerini değiştirir.

İlişkilerde Yarattığı Dinamikler

Yansıtmalı özdeşim, ilişkilerde belirsizlik, suçluluk ve duygusal karmaşa yaratır. Karşı taraf, kendisine ait olmayan bir duyguyu taşırken neden böyle hissettiğini anlamakta zorlanabilir. Bu durum özellikle terapötik ilişkilerde, ebeveyn-çocuk bağlarında ve romantik ilişkilerde sıkça görülür.

Zamanla ilişkide roller sertleşir: biri “sorunlu”, diğeri “sakin” gibi konumlara hapsolabilir. Oysa bu roller, çoğu zaman paylaşılan ama tek tarafın taşıdığı duyguların sonucudur.

Sonuç: Duyguyu Geri Alabilmek

Yansıtmalı özdeşimden çıkış, kişinin kendi duygusunu fark edip geri almasıyla mümkündür. Bu, suçlu aramak değil; içsel sorumluluğu üstlenmektir.

Kendi duygularımızı taşıyabildiğimiz ölçüde, başkalarını bu yükten özgürleştiririz. İlişkiler ancak bu noktada daha sahici ve dengeli hâle gelir.
Bazen iyileşme, başkasına yüklediklerimizi geri alma cesaretiyle başlar.

İlginizi çekebilir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir