Sosyal Medyada Sahte Mutluluk: “Her Şey Yolundaymış Gibi Yapmak”
“Gülümseyen bir fotoğraf, her zaman iyi hissetmenin kanıtı değildir.”
Sosyal medya, bireyin kendisini yalnızca yaşadığı gibi değil, olmak istediği gibi sunduğu bir alan hâline geldi. Paylaşılan anlar çoğu zaman seçilmiş, düzenlenmiş ve estetikleştirilmiştir. Bu durum, mutluluğun da performansa dönüştüğü bir kültür yaratır. Dışarıdan bakıldığında her şey yolundaymış gibi görünürken, içeride bambaşka duygular yaşanabilir.
Sahte mutluluk, yalan söylemekten çok; zor duyguları görünmez kılma çabasıdır.
Mutluluğun Performansa Dönüşmesi
Sosyal medyada mutluluk çoğu zaman bir duygu değil, bir imajdır. Ne kadar iyi göründüğümüz, ne kadar keyif aldığımız ve hayatımızın ne kadar “dolu” olduğu gösterilir. Bu gösterim, zamanla kişinin kendi duygularıyla arasına mesafe koymasına neden olabilir.
“İyi görünmeliyim” baskısı,
“Zayıf anlarımı paylaşmamalıyım” inancı,
“Mutlu olmalıyım” zorunluluğu,
kişinin gerçek duygularını bastırmasına yol açar. Mutluluk bir his olmaktan çıkar, bir kanıtlama aracına dönüşür.
“İyiyim” Demenin Arkasındaki Duygusal Yalnızlık
Sahte mutluluk çoğu zaman yalnızlığın bir maskesidir. Kişi gerçekten iyi hissetmediğinde bile bunu ifade etmekten kaçınır; çünkü zayıf görünmek, dışlanmak ya da yetersiz hissetmek istemez.
Bu durum zamanla şu sonuçları doğurur:
- Duygularla temasın azalması
- Gerçek ihtiyaçların fark edilememesi
- Yardım istemenin zorlaşması
- İçsel boşluğun derinleşmesi
Herkese “iyiyim” diyen kişi, çoğu zaman kendine bile dürüst olamaz.
Karşılaştırma Döngüsü ve Kendilik Değeri
Sosyal medya, yalnızca sahte mutluluğu üretmez; aynı zamanda başkalarının sahte mutluluğuyla karşılaştırma yapmaya da zorlar. İnsanlar kendi iç dünyalarını, başkalarının vitrinine bakarak değerlendirir.
Bu karşılaştırma:
- “Herkes mutlu, bir ben eksik gibiyim.”
- “Ben geride kaldım.”
- “Bende bir sorun olmalı.”
düşüncelerini besler. Böylece sahte mutluluk yalnızca paylaşan kişiyi değil, izleyeni de etkiler. Kendilik değeri, gerçek deneyimlerden değil, görüntülerden beslenmeye başlar.
Sonuç: Mutluluk Gösterilmez, Yaşanır
Sosyal medyada her şey yolundaymış gibi yapmak, kısa vadede koruyucu olabilir; ancak uzun vadede kişiyi kendi duygularından uzaklaştırır. Gerçek mutluluk sürekli iyi hissetmek değil, zor duygulara da alan açabilmektir.
Kırılganlığın yer bulmadığı bir mutluluk, yüzeyseldir.
Gerçek olan ise gösterilmek zorunda değildir.
Çünkü insan en çok, “iyi değilim” diyebildiği yerde iyileşmeye başlar.

